Suruç’ta Katliam: Döktüğünüz Kan Sizi Kurtarmayacak!

Marksist Tutum

Suruç’ta basın açıklaması yapmak üzere toplanan çoğu Sosyalist Gençlik Dernekleri Federasyonu üyesi yüzlerce genç bombalı saldırıya uğradı. Onlarca insanın hayatına mal olan bu vahşi saldırı ilk tespitlere göre bir intihar bombacısı tarafından gerçekleştirilmiş olarak görünüyor. Saldırının hedefi olan gençler, Kobanê’nin yeniden inşasına yardımcı olmak için sınırı geçmek üzere Suruç’a gelmişlerdi.

Siyasal Kriz, Savaş ve Otoriterleşme

Levent Toprak

Erdoğan kişisel olarak iktidar tutkusunun batağına gırtlağına kadar batmış durumdadır. Erdoğan ve AKP meseleye, kısa vadeli hedeflerine ulaşana kadar bu yoldan gidip, sonra nasılsa yine “çözüm” yoluna gireriz diye yaklaşıyor olabilirler. Fakat bu yeni savaşçı yöneliş eskiden olduğu gibi bir süre devam ettirilip sonrasında yine görüşme/müzakere döngüsüne sokulabilecek bir yöneliş olamayabilir. Bölgede önemli değişiklikler olmuştur ve bu nedenle Erdoğan ve şürekası geri dönmeyi hesap etse bile o zamana kadar işler çığırından çıkmış olabilir ve evdeki hesap çarşıda patlamış olabilir. Özetle bu çok tehlikeli bir oyundur. Bu oyunda Kürtlerin ve HDP’nin şeytanlaştırılarak, sürek avı nesnesi haline getirilmesine karşı kararlı biçimde direnmek enternasyonalist sınıf devrimcilerinin boynunun borcudur.

AKP Savaş İstiyor, Geçit Vermeyelim!

Oktay Baran

Ortadoğu’ya barışı, ezilen halklara özgürlüğü, emekçilere refah ve demokrasiyi gerçekten ve kalıcı olarak getirebilecek tek güç Ortadoğu’nun işçi ve emekçilerinin devrimci birliğidir. AKP’nin çılgın politikalarının yanı sıra gerek Türkiye kapitalizminin gerekse de dünya kapitalizminin krizi Türkiye’de bir başka fay hattına da enerji yüklüyor: Sınıfsal fay hatlarına. Türkiye işçi sınıfı son yılların en büyük ve en anlamlı kıpırdanışını yaşamıştır. Unutmayalım ki, AKP’nin savaşı kızıştırma isteğinin bir boyutunu da işçi sınıfını kontrol altında tutmanın en kolay yolunun milliyetçiliği ve devlet tapınmacılığını kışkırtmak olduğunu bilmesi oluşturmaktadır. Ama sınıf kıpırdanmıştır ve mücadele ettikçe hızla öğrenmektedir. AKP gericiliğini, onun emperyalist maceracılığını ve Kürt düşmanlığını yenilgiye uğratmanın yolu işçi sınıfının devrimci mücadelesini yükseltmekten geçiyor.

Erdoğan’ın Savaş Tezgâhı

Serhat Koldaş

Erdoğan seçimlerle ulaşamadığı siyasi güce savaş başlatarak ulaşmaya çalışıyor. Kürtlere savaş ilan eden AKP MHP’yi yedeğine almış durumdadır. Koalisyon görüşmeleriyle oyaladığı CHP ise muhalefet edemez duruma düşürülmüştür. Çatışma ve ölüm haberlerine boğulan medyanın çok büyük bir kesimi hizaya getirilmiş, Erdoğan’a ve AKP’ye yönelik eleştiriler önemli oranda susturulmuştur. HDP psikolojik savaşın hedef tahtasına konmuştur. Kara propagandalara yargı operasyonları da eşlik ediyor. Fakat Demirtaş’ın açıklamaları, Erdoğan’ın saldırı ve tehditlerine boyun eğilmeyeceğini, direnileceğini ortaya koyuyor.

Savaş Politikaları, Milliyetçilik ve İşçi Sınıfı

Ezgi Şanlı

İşçi kitlelerinin anlayacağı dilde doğruları anlatmaya devam etmekten taviz verilemez. Kapitalizmi ve emperyalist savaşı teşhir etmekten geri durulamaz. Kitlenin geneline bakarak moral bozmak ve öncü işçilere dönük çabayı zayıflatmak da düşünülemez. Grevlerde, direnişlerde, işyeri mücadelelerinde öne çıkmış, sınıf bilinci edinmeye başlamış unsurlar en fazla zaman ve enerji harcanması gereken unsurlardır. Bu unsurlara ulaşmak, milliyetçi gözbağlarından kurtarmak, emperyalist savaşlara ve kapitalist sömürüye karşı mücadeleye çekmek hayati önem taşıyor ve günün en acil görevi olarak önümüzde duruyor.

Kutuplaştırma Siyaseti ve Yalan Bombardımanı

Ziya Egeli

Burjuva siyasetin kutuplaştırıcı dilini kullanarak işçi ve emekçileri birbirlerine düşürmesine, onları kanlarının son damlasına kadar sömürmesine ve Ortadoğu’da halkların birbirlerine kırdırılmasına engel olacak yegâne güç işçi sınıfının örgütlü ve mücadeleci gücüdür. Gerek yerel ve gerekse de uluslararası burjuvazinin sömürü ve savaş düzenini bozacak olan da gene işçi sınıfının uluslararası birliği ve mücadelesi olacaktır.

Çalışma ve Sendika Yasaları Mücadele ile Aşılmayı Bekliyor

Selim Fuat

Bu tablonun olduğu gibi devam etmesine işçi sınıfının artık tahammülü kalmamıştır. Burjuva yorumcuların kullanmayı sevdikleri terminoloji ile söyleyecek olursak, durum işçi sınıfı açısından “sürdürülebilir” değildir. Son dönemdeki grev yasaklamalarına karşı oluşan tepkiler ve metal işçilerinin yapılan toplu sözleşme ve onlara dayatılan sendikal anlayışa karşı yükselttikleri mücadele, bu sürdürülemezliğin önemli göstergeleridir.

Syriza’nın Şaşırtmayan Teslimiyeti

Oktay Baran

Syriza, kapitalist sistem köşeye sıkıştıkça küçük-burjuva bir parti olarak büyük burjuvazinin kucağına daha fazla oturacaktır. Syriza’nın devrimci bir dönüşüm geçirmesi, devrimci rotaya çekilmesi bir ham hayalden ibarettir. Olabilecek tek şey, pek çok tarihsel örneğin de gösterdiği gibi, devrimci bir dalganın güç kazanması ve devrimci bir önderliğin ortaya çıkması durumunda Syriza içindeki devrimci unsurların koparak Syriza’yı terk etmeleridir.

Yanılsamalar ve Düş Kırıklıkları: Sıra Podemos’ta

İlkay Meriç

İspanya işçi sınıfının ve emekçilerinin kurtuluşunun yolu, tıpkı Yunanistan’da ve diğer ülkelerde olduğu gibi, kapitalist sistemin reforme edilmesi boş uğraşından değil onun yıkılmasından geçmektedir. Bunu yaşama geçirecek yegâne güçse enternasyonalist komünist bir anlayış temelinde örgütlenmiş devrimci işçi sınıfıdır, sınıfsal kimlikten soyutlanmış, “çokluk”lar, kalabalıklar değil!

Hiroşima ve Nagazaki’yi Anarken

Zehra Aras

Japonya’nın savaş uçağı filosu tükenmiş, Japon donanması son rezervlerini de kaybetmiş durumdaydı. ABD hava akınları, Tokyo’yu harap eden yangın bombalarıyla yapılan saldırılar, Japonya’nın direncini yok etmişti. Japonya henüz resmen teslim olmamıştı ancak teslim olmanın eşiğindeydi. Savaşı kaybettiğini gören Japon egemen sınıfı, siyasi çözüm arayışındaydı. O halde ABD 6 Ağustosta Hiroşima’ya, 9 Ağustosta Nagazaki’ye atom bombalarını neden atmıştı?

AKP Asgari Ücrete Bulamadığını Silaha ve Savaşa Nereden Buluyor?

Derya Çınar

Emperyalistlerin yürüttükleri savaşlarda milyonlarca insan ölüyor, sakat kalıyor. Milyonlarcası açlık ve sefaletin kucağına itiliyor. Egemenlerin ve onların hükümetlerinin kirli savaş politikalarına topyekûn karşı durulmadığı sürece bu acılar son bulmayacaktır. Kapitalist sistemin yarattığı emperyalist savaş cehenneminden kurtulmanın yolu, gözlerimizi açıp yazgımızı kendi ellerimize almaktan geçiyor. İçinde yaşadığımız ülkede de, Türk ve Kürt emekçilerin kardeşleşmesine bir türlü izin vermeyen TC devletinin Kürtleri sindirmeye kodlanmış ideolojisine karşı durma sorumluluğu, işçi sınıfının devrimci mücadelesinin omuzlarındadır.

Emperyalist Savaş ve Kitlelerdeki İç Dönüşümün Öyküsü: 1902 Doğumlular

Akın Erensoy

1902 Doğumlular savaş ve savaşta alınan tutumları, yığınlardaki değişimleri belgesel bir nitelikte anlatmaktadır. Yazar olayların bizzat içindedir ve anlatıcı kişidir aynı zamanda. 1970’te Toplum Yayınları tarafından basılan kitap günümüzde unutulmuştur. Oysa yeni bir emperyalist savaşlar dönemine giriyoruz ve yığınların savaş hakkında canlı belgelere ihtiyacı var. Savaş asla bir oyun değildir, savaş toplumsal yıkım ve yok etmedir. Emperyalist savaşların yol açtığı yıkımları kitlelerin her zamankinden daha çok bilmeye ihtiyacı var. Savaş, tarihin derinliklerinde kalmış bir olgu değil, bugün dünyanın çeşitli yerlerinde yerel düzeylerde yaşanan ve giderek tüm dünyayı kuşatma potansiyeli taşıyan bir gerçekliktir. İşçi sınıfı tarihsel hafızasına sahip çıkmalıdır. Tarihsel bilinç, bu hafızada yoğunlaşmıştır. Ernest Glaeser’in 1902 Doğumlular adlı romanı bu bağlamda okumaya değer bir kitap.

İşçi Sınıfının Kadınları Susmayacak!

Gülhan Dildar

İşçi kadınlar da kapitalist toplumun tüm dayatmalarını ve kendilerine biçilen rolü bir kenara atıp mücadelelerde en önde yerlerini alıyor, erkek işçi kardeşlerine cesaret ve moral veriyorlar. Patronlar sınıfının pervasız saldırılarına karşı kadın işçiler, birlik oluyor, kenetleniyor ve susmayacaklarını haykırıyorlar!

Hastanelerde Şiddet Biçim Değiştiriyor, Polis Şiddeti Geliyor!

Derya Çınar

Sağlık Bakanlığı’nın sağlık emekçilerinin önüne koyduğu sözde çözüm, “kırk katır mı, kırk satır mı?” kabilindendir. AKP hükümeti, sağlık çalışanlarını şiddetten koruma bahenesiyle, devlet hastaneleri başta olmak üzere tüm sağlık kurumlarında ilk etapta 4 bin polis görevlendirmeyi planlıyor. Binlerce polisin hastanelere sokulması, aynı zamanda sağlık çalışanlarının haklı talepleri ve tepkileri karşısında anında polis şiddeti ile karşılaşmaları demektir.

İşçi Sınıfının Önderleri Engels ve Troçki Mücadelemizde Yaşıyor

Marksist Tutum

İşçi sınıfı Ağustos ayında iki büyük önderini kaybetti. 5 Ağustos 1895’te hayatını kaybeden Friedrich Engels, yoldaşı Marx ile birlikte, işçi sınıfının devrimci dünya görüşü olan Marksizmin kurucusuydu. Tarihteki ilk muzaffer işçi devrimi olan Ekim Devriminin büyük önderlerinden Lev Troçki ise Meksika’da sürgündeyken, 21 Ağustos 1940’ta, Stalinist diktatörlüğün bir ajanı tarafından katledildi.