Ne Yapmalı?

Levent Toprak

Gazetelere el koyma, Sur’a ve Silopi’de bazı mahallelere toptan ve acilen devlet kamulaştırması adı altında el konulması, yasaklanan Newroz kutlamaları, akademisyen ve aydınlara yönelik baskıların artarak devam etmesi, basına ve gazetecilere yönelik baskıların düzenli olarak ve çok yönlü artması, devlet memuru statüsündeki çalışanlara yönelik yeni baskı düzenlemelerinin hazırlanması, yasalardaki terör tanımının genişletilmesi hazırlıkları, kıdem tazminatı ve kiralık işçi büroları saldırıları vb. gitgide uzayan bir liste oluşturuyor

Erdoğan’ın Ulusalcı Müttefikleri

Selim Fuat

Türkiye önemli, sarsıcı değişimlerin yaşandığı bir süreçten geçiyor. Kapitalist sistemin derinleşen krizi, Türkiye’nin emperyalist savaşın içine giderek daha fazla çekilmesi ve Kürt ulusal mücadelesinin geldiği düzey, burjuva düzeni bir olağanüstü rejime yönlendiriyor.

Sykes-Picot, Yalanlar, Gerçekler

Suphi Koray

Savaş, kriz ve yükselen faşizm tehdidiyle yoğrulan günümüz dünyası, tarih tekerrürden ibarettir sözünü hatırlatırcasına, bundan 100 yıl öncesiyle büyük benzerlikler taşıyor. Elbette tarih birebir tekrar etmiyor. Değişen koşullar emperyalist-kapitalist güçleri farklı yol ve yöntemlerle hedeflerine ulaşmaya ve çıkarlarını korumaya itiyor.

Yerli ve Milli Olmak…

Kerem Dağlı

Son dönemde özellikle Erdoğan’ın bolca yinelediği bir söylem “yerli ve milli olmak”. “Reis” her şeyin yerlisini ve millisini istiyor. “Yerli ve milli vekiller”le başlayan istekler zinciri, milli değerlere uygun yerli anayasa, milli muhalefet, milli aydın, milli ve yerli medya, “Türk tipi” başkanlık sistemi, Türk tipi kadın hakları, milli irade vb. ile devam ediyor. Erdoğan’ın kafasındaki “yeni” Türkiye’nin ideolojik kodlarından biridir “yerli ve milli” olmak.

Faşist Tırmanışta “Zaman”ı Doğru Okumak

Yılmaz Seyhan

Olağanüstü bir dönemden geçiyoruz. Dönemin olağanüstü karakterini, kapitalizmin ürettiği ekonomik, siyasal, toplumsal krizler ve kuşkusuz buna paralel olarak yürüyen 3. Emperyalist Paylaşım Savaşı oluşturuyor. Kapitalizmin adeta kronikleşmiş bu hastalık durumu, her anlamda bir yok oluşun kapısını da aralamış durumda.

Kavel Dersleri Işığında Renault İşçilerinin Mücadelesi

Akın Erensoy

Tam da “metal fırtına”nın yıldönümü yaklaşırken, Renault işçilerinin, asgari ücrete yapılan zammın kendilerine de yansıtılması talebiyle başlattıkları mücadele kırıldı. Renault işçileri, geçen sene bu günlerde Türk Metal’e ve MESS’e karşı mücadelenin kıvılcımını çakmış ve o günden bu yana, birçok metal fabrikasında mücadele şu ya da bu şekilde kırılmasına rağmen onlar ayakta kalmayı başarmışlardı.

Sarsılan AB ve Işıldayan Marksizm

Oktay Baran

Bugün AB derin bir iktisadi krizle ve ona eşlik eden siyasal ve toplumsal krizlerle boğuşuyor. Barış, demokrasi, kesintisiz büyüme, tek bir devlet olarak kaynaşma hayalleri uçup gittiği gibi, mevcut haliyle dahi AB’nin ömrünün sonuna yaklaştığı yorumları giderek burjuva camiada bile daha fazla dillendiriliyor. AB’de yaşanan çok boyutlu krizin başlıklarına bu pencereden bir kez daha bakalım.

ABD’ye Bir Devrim Gerekli, Ama Nasıl?

Utku Kızılok

ABD Başkanı Obama’nın görev süresi bu yılın sonunda doluyor. Kasımda ise seçim var. Bu nedenle, Demokrat ve Cumhuriyetçi Parti’nin başkan adaylarının kim olacağını belirlemek için ön seçimler yapılıyor.

Suriyeli Mülteciler ve Bitmeyen Hesaplar

Ezgi Şanlı

Türkiye’ye, 1923’te kuruluşundan Suriye iç savaşının başladığı 2011 yılına kadar çeşitli ülkelerden 2 milyona yakın göçmen geldi. Neredeyse beş yıldır devam eden Suriye’deki savaş neticesinde Türkiye’ye gelen göçmen sayısıysa 2,5 milyona yaklaşıyor.

Milyonlar Açlık ve Savaşla Boğuşuyor

Derya Çınar

Milyarlarca insan kapitalist sistemin yarattığı açlığa, yoksulluğa, sömürüye ve savaşlara maruz kalmaya devam ediyor. Bugün savaşların yakıp yıktığı şehirlerdeki emekçiler ölülerini bile geride bırakarak, uzun, sonu görünmeyen göç yollarına dökülüyor.

Taşeron İşçilere Kadro Yalanı!

Uluslararası İş...

“Ayaklar Baş Olmaz” mı? İşçiler Yönetemez mi?

Ziya Egeli

Gezi eylemcilerinin İstanbul valisinin yargılanmasını istemeleri üzerine, “ayaklar baş olmaaaz” buyurmuştu Recep Tayyip Erdoğan. Çok öfkelenmiş, zıvanadan çıkmıştı devletlû hazretleri. Nasıl kızmasındı ki, kızılmayacak şey miydi şimdi bu haddini bilmezlerin yaptıkları?!

Burjuvazinin Medyası Zehir Kusuyor!

Ankara’dan MT okuru bir işçi

Paris Komünü 145 Yaşında

Sefaköy’den MT okuru gençler